Maç değil panaroma

0
207
Aran Mehmet Yanar

Aran Mehmet Yanar

Pazar günü oynanan Konyaspor maçı Antalyaspor için bir dönemin panoraması niteliğindeydi. Çıtanın birdenbire yükseldiği, inişleri ve çıkışlarıyla, skandallarıyla, entrikalarıyla, usulsüzlükleriyle bir acayip dönemin. Bu dönemin baş aktörlerinden birisi olan Samuel Eto’o bu kez rakip takımın oyuncusu olarak ayak bastı Antalya Stadı’nın çimlerine.

Antalyaspor, sürpriz sakatlıklar sonrası kaleciler hariç sadece 4 yedekle maça çıktı. Hakan Özmert’siz orta saha hücuma pek katkı yapamadı. Uzun atılan toplarda da forvet hattı yetersiz kaldı. Maicon ve Deniz teknik yönleri sınırlı olsa da rakibi yıpratan ve hep  oyunda kalan oyuncular. Oynadıkları zaman sürekli hareket halindeler ve diğer oyunculara hamle alanı yaratıyorlar. İkisinin birden yokluğunda Doukara ve Emre etkisiz kaldı. Jevtovic ise buluştuğu toplarda heyecanına yenildi. Daha farklı bir yerleşim taktik anlayış denenebilirdi belki ama Hamza Hamzaoğlu kaybetmemenin daha önemli olduğunu düşünerek risk almadı. Tatsız bir oyun sonunda golsüz bir maç izledik. Bu skor ligdeki konumu itibariyle  Antalyaspor için kötü değil.

Gelelim işin panoramik tarafına. Eto’o buraya gelirken bir sürü taviz alarak,  normalin dışında yöntemlerle ve sözleşmeyle geldi. Ücretini sözde sponsorlar karşılayacaktı, üç kuruş verdiler gerisi kulüpten çıktı, üstüne üstlük tapusu da sponsorların oldu. Antalyaspor Eto’o’yu satsaydı parasını kulüp değil sponsorları alacaktı. Sürekli o yüzden İstanbul’a transferi konuşuldu. Menajerlerin oyuncağı oldu garip belki de. Uzun hikaye.

Neyse, hem kendisi hem şürekası paralarını çatır çatır aldı. Onun çapında bir oyuncu için bunlar bir yere kadar kabul edilebilir diyelim hadi fakat sonrası  ise garip  işlerle dolu. Bir defa takım içinde sevmeyeni hep daha fazlaydı. Dönemine göre ve şürekasıyla yaptıkları hesaplara göre performans gösterdi. Her transfer döneminde kontratı dışında para koparmaya çalıştılar ekipçe ve sezon planlamalarına balta vurdu. Teknik direktör trafiğinde sürekli etkili oldu ve takımın kaderiyle oynadı. En sonunda da kaptanlığını yaptığı takımı ve fahri hemşerilik aldığı şehri zor durumda ve yüz üstü bırakarak terketti.

Gidişindeki etkenler ise özetle, para+ortaklarının komisyonu, 1 sene daha uzun kontrat ve eskisi gibi at koşturamayacağını anlamasıydı. Buraya yazmaya yer yetmeyecek detaylardan haberi olmayanla yapılan protestolara sallasın hiç dert değil. Hariçten gazel okumak, cehalet bedava nasılsa. Maçta locadan selamlaştığı eski yöneticiler de sallamış protestolara. Yüzsüzlüğe bak.

Peki Eto’o bu varyeteleri sadece kendisinin ve ortaklarının gücüyle mi yaptı? Hayır tabii ki. Basiretli,  cebinden, mevkisinden önce Antalyaspor’u önceleyen yöneticiler olsa, ciddiyet ve akıl sahibi insanların başını çektiği bir camia olsa bunların yaşanır mıydı? Ona da hayır. Camia diyorum çünkü protesto edenlerle, kafayı kuma gömenler ve fırsatçıların kesişim kümesi baya kalabalık.

Yine de baktığın zaman adam futbolculuk ömrünün sonlarına gelmiş, kendince kovaladığı uluslararası işleri olan büyük bir isim. Hedefleri doğrultusunda her varyeteyi yapabilir.  Beni bağlayan Antalyaspor ve Antalya şehridir. Doğru yollardan, doğru planlamalarla ve aklı selimin egemen olduğu bir camia ile bayrağı yukarıya taşımak,  daha büyük hedeflere yürümek için mücadele verilmeli. Şişirilmiş tanımlamalarla, reklamla, koca koca laflar söylemekle, taviz dolu şişkin transferlerle olacak işler değil bunlar, en azından şimdilik değil ya da. Olmadan olmaya kalkılmaz. Atanmış yönetimlerle, herşeyi ben tayin ederim mantığıyla ve sınırsız biatla da olmaz ya, bunlar da başka bir yazı konusu.

Ama herşeye rağmen ben Eto’o ya müteşekkirim. Hem Antalya şehrine verdiği bu dersten dolayı, hem de gidişiyle tekrar takım olan ve ligde kalma şanını yakalayan bir Antalyaspor’a vesile olduğu için. Şimdi devre arasında aynı bölgeye 4 pahalı transfer yapıp sadece birisini oynatan düşme adayı Konyaspor düşünsün. Eto’o ve ortakları onlara hayırlı olsun.

 

Cevap yazın

Yorum Yazınız.
Lütfen adınızı giriniz