Türel’e haksızlık ediyorsunuz

0
927
Hüseyin (Soydabaş) Turan

Antalya’da bazı yerel gazetelerin, Konyaaltı sahil ihalesini sorgulayanları “istemezükçülük” teması üzerinden suçlamasıyla başlayan tartışma derinleşiyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in bir takım oyunlar oynayarak Konyaaltı sahilini adrese teslim bir şekilde peşkeş çektiği yönündeki iddialar ortada dolanıyor.

Gerçi Türel, Konyaaltı Sahil Projesi ihalesi ile ilgili CHP’nin “yalan söylediğini” iddia ederek, “İsteselerdi bu ihaleye Antalya’dan 15-20, Türkiye genelinden ise 40-50 firma katılabilirdi” diyor ama dinleyen kim…

Mesela Konyaaltı Sahil Projesi ihalesinin rekabet koşullarını sağlamayan “adrese teslim bir ihale” olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, “Vatandaşın denize ücretsiz ulaşımını neden engelliyorsunuz? Antalyalıların denize girmesini mi istemiyorsunuz? Buraları kimlere peşkeş çekiyorsunuz?” diye soruyor.

Büyükşehir eski Belediye Başkanı ve CHP Milletvekili Mustafa Akaydın ise, “Dünyada bu tip plajlar halka açıktır, genellikle de ranta yönelik işyerleri yoktur. Bundan sonra siyasi göz yummalarla bu işyerleri zamanla deniz kıyısı restoranlara dönüşür, sonra da halka kapatılır” diyerek, unutulmaya yüz tutmuş bir deyimde olduğu gibi “niyet okuyuculuğu” yapıyor.

Gazeteci İdris Özyol da, halkın haklarını arayan gazetecilerin yandaş gazeteler tarafından ‘istemezükçü’ ilan edilmelerinden bahisle şöyle diyor: “Gazeteci kamu adına, halk adına, vatandaş adına soran, sorgulayan kişidir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde, gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir” diye başka dünyaları tarif ediyor…

Kısacası herkes Türel’in şahsında bu ihaleye renk katan ilgilileri kutlayacağı, bu ihaleyi tereyağından kıl çeker gibi başardıkları için tebrik edecekleri yerde; “Bu proje için Büyükşehir 130 milyon TL harcıyor. Şimdi ihaleyi alan hiçbir harcama yapmadan tamamen hazır tesislerin işletmesini yapacak, sahilden yararlanmak isteyen vatandaştan da ücret alacak bu reva mıdır?” diye soruyor da soruyor…

Aslında bilmiyorlar ki bu ihaleden en çok Türel’in canı yanıyor ve istediği gibi sonuçlandıramadığı için kahroluyor. Bakınız ihale süreci aslında şöyle gelişiyor:

  • Alo! Buyurun Beyefendi! Saygılarımı sunarım efendim.
  • Ne demek efendim! Sahil mi? Birkaç güne kadar halledeceğim efendim. İhale hazırlık aşamasındayız.

–    …

  • Verdiniz mi? Emriniz olur. Gerçi ben bunu kendimce halledecektim, ama siz nasıl arzu ederseniz efendim.
  • Nasıl, Hülya Hanımefendi’nin mi? O mu talep etti? Efendim, siz öyle buyurduktan sonra tabii ki onun isteği de bizler için emir sayılır.
  • Evet efendim, eski Fenerbahçeli Selim Bey de pek tabii ki mutlu olacak ve her istediğiniz yere güle oynaya geleceklerdir,
  • Damatları mı? Evet, bir nevi yükselen değer. Hele sizlerin de desteği olduktan sonra,
  • Evet, nasıl izlemem efendim? Dizinin oynayacağı günü iple çekiyoruz. Maaile kılıç kalkan ekibi gibiyiz o gün,
  • Onlar da mı işin içinde? Tabii ki bizler için, Antalya için ne büyük şans. Düşünüyorum da, ‘Ertuğrul Bey Konyaaltı sahilinde’ ne güzel bir film ismi olur, turizm patlar efendim.
  • Şey efendim, biraz tepkiyi azaltmak adına yanına eski işletmeciyi de koyabilir miyiz?
  • Dizi filmin değil Beyefendi, ihale konusu iş ile ilgili damat beylerin yanına…
  • Güvenmek mi? Çıtı çıkmaz efendim. Sadıktırlar tabii. Aksi kimin haddine beyefendiciğim.
  • Efendim tek çekincem bu konuda CHP’nin nasıl bir tavır alacağı…
  • Nasıl, onlar bir birini yerken mi? Tabii efendim… Zaten Muhittin gündemi yeterince yerelde tutuyor ve herkes daha çok zaman olmasına rağmen ‘Büyükşehir adayı kim olacak?’ sorusu ile meşgul.
  • Evet, daha şimdiden bölünme garanti. Bir önceki seçimlerde de olduğu gibi.
  • Doğru. Yarısının beyaz dediğine diğer yarısı siyah diyor. Oysa rengin ne olduğuna bile bakmadan söylüyorlar bunu, hakkı âliniz var beyefendi.
  • Kesinlikle asgari müşterek de buluşamazlar. Buluşsalardı, Allah muhafaza ellerindeki Büyükşehir’i kaybederler miydi? Kendi adaylarını desteklememek için bir neden bulurlar efendim.
  • Ne demek efendim! Ne büyük, ne âlicenapsınız, böyle durumda bile beni düşünmeniz ne güzel efendim. Size hizmet etmek yeter. Aslında olmasa da olurdu ama…
  • Baş üstüne efendim. Saygılarımla efendim. Halledeceğim efendim. İhale emrettiğiniz gibi onlarındır efendim. Kimse girmez efendim. Hürmetler ederim efendim…

Böyle bir konuşmanın ardından Beyefendi’nin emrine mazhar olmanın ve büyükşehir adaylığını da biraz daha garanti etmenin inanılmaz hafifliği ile birden aklına bu ihale ile ilgili diğer düşünceleri gelir Başkan’ın.

Oysa ihaleye girebilecek en az 15-20 şirket vardır Antalya’da ve her biri de bir birinden iddialı firmalardır. Hatta bazı ön görüşmeler de yapmıştır bu konuda. Katılımı yüksek tutacak ve tepkileri azaltacaklardır.

Biraz başının ağrıdığını düşünür. Ellerinin arasına aldığı başını biraz sıkar ve birden sevinç kaplar yüzünü. Öyle şartlar yaratacaktır ki, gerekiyorsa bir dizi filmde oynama şartı bile ekleyecektir ihale şartnamesine. Tereyağından kıl çeker gibi olacaktır her şey.

Sekreterini arar ve “Bana gazeteciyi bağla” der. Birkaç saniye sonra telefondadır gazeteci…

  • Alo! Buyurun başkanım! Saygılarımı sunarım başkanım.
  • Gazeteyi baskıya hazırlıyordum başkanım.
  • Nasıl, Beyefendi mi aradılar? Hayırlara vesile olsun inşallah.
  • Ne demek başkanım, gazete sizin! Siz nasıl isterseniz öyle yazacağız başkanım.
  • Nasıl yani, Konyaaltı sahili ihalesi Ertuğrul Gazi’ye mi verilecek? Şaka mı bu başkanım?
  • Ha dizideki adı diyorsunuz. Evet, Beyefendi’nin emri böyleyse ne yapabilirsiniz ki?
  • Demek sınırda, sarayda sanatçıların desteği boşuna değilmiş başkanım.
  • Bu konuda istekli turizmcilerden ihaleye girmemelerini isterim diyorsanız neden olmasın?
  • Ben şimdiden bir yazı hazırlarım. Siz yeter ki diğer gazetelerinize de “istemezük” yazısı siparişi verin başkanım.
  • Ne demek başkanım! Ne büyük, ne âlicenapsınız, böyle durumda bile beni düşünmeniz ne güzel başkanım. Size hizmet etmek yeter. Aslında olmasa da olurdu ama…
  • Baş üstüne başkanım. Saygılarımla başkanım. Halledeceğim başkanım. Yazı emrettiğiniz gibi olacaktır başkanım. Kimse bilmez başkanım. Hürmetler ederim başkanım…

İşte bu ihalenin hazırlık aşaması aşağı yukarı böyle gelişmiştir. Devamı ise bildiğiniz gibi… Bir de siz istemezükçüler olmasa, ne güzel idare edecekler ihaleleri…

Onun için diyorum ki; işin boyutu Antalya’yı aştığına göre, Türel’e haksızlık ediyorsunuz…

Cevap yazın

Yorum Yazınız.
Lütfen adınızı giriniz